AİLE İÇİ PROBLEMLERİN ÇÖZÜMÜNDE KORUYUCU TEDBİRLER VE HADİSLERİN ROLÜ

AİLE İÇİ PROBLEMLERİN ÇÖZÜMÜNDE

KORUYUCU TEDBİRLER VE HADİSLERİN ROLÜ

Rıfat ORAL[1]

Giriş

Modern dünyada aile içi problemler içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir. Ailede şiddet, çocukların yalnızlığı, anne-babaların ilgisizliği ve ekonomik sıkıntılar bunlardan bir kaçıdır. İnsanlık çaresiz kalmış ve yeni çözümler aramaya başlamıştır. İşte bu dönemde Hz. Peygamber'in hadisleri bizim için daha fazla önem arz etmektedir. Çünkü onun hayatında başarılı bir aile yapısı söz konusudur.

Problemler

Hiçbir kişi hasta olmak istemez. Hiçbir aile yıkılıp parçalanmak istemez. Ama başta koruyucu tedbirler alınmadığı için bu tür vahim hadiseler ortaya çıkmaktadır. Bu sonucu doğuran problemler genel olarak şunlardır:

1- Aileler ilkesizdir. Bilgi kaynakları; sadece magazin programları ve gazetedir. Onları besleyen sanal bir dünya vardır ve her şey hayaldir. Gerçek dünya ise çok farklıdır.

2- Ahlâki değerler unutulmuş ve kuvvetli olan her zaman haklıdır, mantığı yaygınlaşmıştır. Bu düşünce ve davranış biçimi aile içi şiddete yol açmaktadır.

3- Evliliğin önemi tam kavranmamıştır. İnsanlar bir nimet içindedir, ama bunun kıymetini bilmezlikten gelmektedirler.

4- Eş seçiminde ahlâki normlar yerine sosyal ve ekonomik statü göz önüne alınmıştır. Para her şeydir, felsefesi içimizi kemiren ve bizi yok eden bir kurt haline gelmiştir.

5- Aile büyüklerine (anne-babaya) saygı unutulmuştur. Onlar sanki ailenin üstünde birer yük haline gelmiş, aşağılanmış ve küçük görülmüşlerdir.

6- Çocuklar ilgisiz ve eğitimsizdir. Onların beslendiği kaynak dış dünyadaki olumsuz atmosferdir. Her an zehirlenmektedirler.

7- Ekonomik sıkıntılar artmıştır. Bunun sebebi aşırı tüketimdir ve insanların çoğu borç batağına düşmüştür.

8- Hz. Peygamber'in tavsiyeleri unutulmuş yada bilinmemektedir.

9- İşlemlerde menfaat ön plandadır. İnsanlar bir şeye ulaşmak için şüpheli yollara sapmakta ve her şeyin hilesini araştırmaktadırlar.

Çözüm Yolları

Hz. Peygamber'in tavsiyeleri bizim için önemlidir. Çünkü biz Müslümanız ve Hz. Muhammed bizim peygamberimizdir. Ama bazen bu gerçekleri unutuyor ve problemlerin çözümünü başka yerde arıyoruz. Halbuki hadisler bize yol göstermekte ve elimizdeki Kur'ân'ı açıklamaktadır. Hz. Muhammed dünyanın en başarılı insanıdır. Onun kurmak istediği aile ve toplumda ahlâki değerler ön plandadır. İslâm; problem çözme yerine, problem oluşturacak unsurları temizlemeyi tavsiye etmiştir. Bu nedenle aile kurumu ilkeli olmalı, fedakârlık, saygı ve sevgi temeline dayanmalıdır. Ailedeki koruyucu tedbirler genel olarak şunlardır:

1- İlkeli Olmak: Sizi bağlayan ve size yön veren bir takım ilkeler vardır. İlkesiz ve kuralsız yaşamak insana has bir hayat biçimi değildir. Bizim için bağlayıcı ilkeler Kur'ân ve sünnettir. Bu değerlerin aile içinde elde edilmesi eğitim ile olur. Eğitim süreci ailede başlar, okul ve toplum ile devam eder. Ama unutulmamalıdır ki ailedeki eğitim süreci okul yaşından sonra da devam eder. Her aile bir OKULDUR. Bu nedenle her evde en azından küçük bir kütüphane ve bu kütüphanede öncelikle TEMEL KİTAPLAR bulunmalıdır. Bunlar aslında beş veya altı kitabı geçmez:

a-Kur'ân ve meali, b-Kur'ân tefsiri, c-Riyazu's-salihin ve şerhi, d-İlmihal, e-Siyer, f-Ahlâk.

Her gün evde Kur'ân ve hadis okunmalıdır. Az da olsa buna devam edilmelidir. Ayrıca diğer kitaplar da sırayla veya isteği bağlı olarak okunup bitirilmelidir. Özellikle çocuk eğitiminde KİTABIN önemli bir yeri vardır:

* "Çocuklarınıza değer verin ve onları güzelce terbiye edin."[2]

* "Kim 2 veya 3 kız çocuğu yetiştirir, tam terbiye eder ve onlara bakar, sonra da evlendirirse cenneti hak etmiş olur."[3]

2- Ahlâki eğitim: Aile içinde haya, iffet, temizlik, tevazu ve adalet duyguları gelişmelidir. Hadislerde bu konu tafsilatlı olarak anlatılır:

* "Her dinin kendine has bir ahlâkı vardır. İslâm'ın ahlâkı ise HAYÂDIR."[4]

* "Kim Allah için MÜTEVAZI olursa Allah da onun derecesini yükseltir. "[5]

* "Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iki budu arasındaki (cinsel) organını koruma sözü verirse, ben de ona CENNET sözü veririm."[6]

* "Allah'tan korkunuz ve çocuklarınız arasında ADİL olunuz." [7]

* "(Ekonomik olarak) sizden AŞAĞI olana bakın, üstün olana bakmayın. Allah'ın size olan nimetini küçük görmemeniz (ve şükretmeniz) sizin için en UYGUN yoldur." [8]

Peygamber Efendimiz evde iyi bir koca idi. Haklara dikkat eder, çoğu zaman kendi işini kendisi görürdü. Onun bu hali Müslümanları, hatta Müslüman olmayanları bile etkilemişti. Roma Katolik Rahibesi, Karen Armostrong, "Muhammad a Biography of The Profhet" isimi eserinde şöyle der:

"Hz. Muhammed, hoşgörülü bir kocaydı. Aişe'ye babasından daha nazik davranıyordu. Eşlerinin sade bir yaşam sürmesini istiyor olabilirdi, ama Aişe; Hz. Muhammed'in onlara ev işlerinde daima yardım ettiğini ve her işini kendisinin yaptığını anlatmaktadır. Kendi kıyafetlerini dikip yamar, kendi ayakkabılarını tamir eder, keçilerle ilgilenirdi. Müslümanlara kadınlara karşı daha saygılı bir tutum sergilemeyi öğretiyordu ve bu gelenekler bir peygamberin ev işi kadar önemsiz şeylerle ilgilenmesi karşısında insanları şaşırtıyordu."[9]

3- Evliliğin önemini kavramak: Hz. Muhammed'in hayatında; aile ve ailenin inşası öncelikli sıralarda yer alır. O önce kendi hayatında model bir ailenin nasıl kurulması ve devam ettirilmesi gerektiğini göstermiş; emir ve tavsiyeleri ile Müslümanların bu kuruma önem vermelerini istemiştir. EVLİLİK, bütün peygamberlerin sünnetidir (hayat tarzıdır). Bu kuruma karşı çıkan veya gereken önemi vermeyen kişi, peygamberlerin yolundan ayrılmıştır:

* "Dört şey peygamberlerin sünnetidir (hayat tarzıdır): Sünnet olmak (hıtan), koku sürünmek, misvak kullanmak ve EVLENMEK."[10]

* "NIKÂH, benim sünnetimdir. Sünnetimi terk eden benden değildir. EVLENIN, çocuk sahibi olun. Ben kıyâmet günü ümmetimin çokluğu ile iftihar ederim."[11]

Evlilik dinin yarısını tamamlamak, demektir. Evlenen kişi bu kuruma gereken önemi vermez ve ihmal ederse dinin yarısını yıkmış olur. Kamil Müslüman olamaz, istediği kadar namaz kılsın, oruç tutsun. Çünkü İslâm sosyal bir dindir ve İslâm'da ruhbanlık yoktur.

* "Kul EVLENDİĞİ vakit dininin yarısını tamamlamış olur. Geri kalan yarısında da Allah'a karşı gelmekten kaçınsın."[12]

4- Eş seçimi: İslâm'ın sevgi ve merhamet anlayışı evlilik kurumuna da yansımaktadır. Bu bağlamda eş seçimi ve eş seçiminde anne-baba faktörü önemlidir. Çünkü bir evlilik nasıl başlarsa öyle devam eder. Peygamberimiz eş seçiminde dindar ve ahlâklı olanların tercih edilmesi gerektiğini söyler:

* "Kadınlarla sadece güzelliklerinden dolayı evlenmeyiniz. Belki onların güzellikleri helak eder. Sadece mallarından dolayı da evlenmeyiniz. Belki onların malları azdırır. Ama onlarla DİNDARLIKLARINDAN dolayı evleniniz. Kara kuru, ama dindar olan bir kadın daha faziletlidir."[13]

Eş seçiminde anne ve babanın görüşleri/tecrübeleri de önemlidir. Hiçbir ebeveyn çocuğunun kötülüğünü istemez. Ama bir anne-babanın yapması gereken şey; çocukları ile konuşmak ve onları ikna etmektir. Baskıdan ve zorla evlendirmeden kesinlikle kaçınmak gerekir. Son karar, evlenmek isteyen kişinin olmalıdır. Asr-ı saadette yaşanan bir olay bu konuyu açıklamaktadır:

* "Genç bir kız Hz. Âişe'nin yanına gelir ve:

"Babam beni ISTEMEDIĞIM HALDE kardeşinin oğluna verdi. Onun düşüklüğünü benimle izale etmek istiyor" der." Hz. Âişe:

"Peygamber gelinceye kadar otur" deyip beklemesini ister. Peygamberimiz gelince kız olayı anlatır. Hz. Peygamber babasına haber gönderir ve yanına çağırır. Sonra da son kararı kıza bırakır." [14]

5- Anne-Babaya saygı: Ailede bazen anne ve baba da bulunabilir. İslâm dininde; anne ve baba hakkı o kadar önemlidir ki, cennete girmek adeta onlara iyi davranmaktan geçer. İnsan anne ve babasına ne kadar iyilik yaparsa yapsın onların hakkını ödeyemez:

"Cennet ANNELERIN ayakları altındadır."[15]

"Çocuk, hiç bir iyilikle BABASININ hakkını ödeyemez." [16]

6- Çocuklara ilgi: Onlar bizim geleceğimizdir. Çocukların küçükten iyi yetiştirilmesi ve eğitilmesi gerekir. Çünkü bir insanın geleceği çocukluktaki kodlarına bağlıdır. "Bir kişi yedisinde ne ise yetmişinde odur" sözü bunu ifade eder. Hz. Peygamber çocuklara önem verir; onlara kızmaz, kendileri ile konuşur ve onlara dualar öğretirdi. Hz. Peygamber bütün topluma bir ruh verme gayreti içindeydi.

* Enes b. Malik anlattı:

"Çoluk-çocuğuna ve aile fertlerine karşı Hz.Peygamber’den daha ŞEFKATLİ olan bir kimse görmedim."`[17]

"Ben, Rasûlullah'a 10 yıl HIZMET ETTIM. Allah'a yemin ederim ki, bana bir kere olsun 'öf' demedi. Herhangi bir şey için: "Bunu niye böyle yaptın? Şöyle yapsaydın ya" demedi."[18]

* İbn Abbas anlattı:[19]

"Bir gün Rasûlullah'ın terkisindeydim (beraber yolculuk yapıyorduk). Şöyle dedi:

"Ey çocuk! Allah'ın (dinini) KORU ki Allah da seni korusun. Eğer Allah'ın (dinini) korursan O'nu, yanında (yardımcı olarak) bulursun. Bir şey istediğinde Allah'tan iste, yardım dilediğinde Allah'tan dile."" [20]

7- Ekonomik kanaat: Para her şey değildir. Biz bir tür tüketim toplumu haline geldik. Geliriniz ne olursa olsun size yetmeyecektir. Dikkatli olmalısınız. Eğer dikkatli olmazsanız dış dünya cazibesi ile sizi kendisine çekecek ve iliğinize kadar sömürecektir.

Her evin çöpüne bir bakın. O kadar çok çöpümüz çıkıyor ki. Bunlar bizim nasıl bir TÜKETİM TOPLUMU haline geldiğimizin açık göstergesi değil mi? Eskiden insanlar fakire ve misafire ikram ederlermiş, kimin mangaldaki/ocaktaki külü çok ise onun daha cömert olduğu anlaşılırmış.

Ama şimdilerde her aile kendi derdinde. Ekonomik bereketsizlik almış başını gidiyor, hiç kimse hayatından memnun değil. Bunun iki sebebi var:

a-Aşırı tüketim/bencilleşme, b-Dini duyguların zayıflaması.

* "Allah; takva sahibi, (gönlü) zengin[21] ve kendi halinde yaşayan kulu sever." [22]

*"Dünyada zahit (kanaatkâr) ol ki Allah seni sevsin. İnsanların yanındakine karşı kanaatkâr (zahit) ol ki insanlar seni sevsin"[23]

Hz. Peygamber döneminde evler ne kadar sade ve insanlar ne kadar idealistti. Şimdi hayat şartları değişti, sözlerinizi duyar gibiyim. Evet, hayat şartları değişti. Ama sade yaşamak ve idealist olmak zorundayız. Bu konuda fertler birbirine örnek olmalıdır. Kötülük nasıl geçici/ bulaşıcı ise, iyilik de geçicidir. Sahabe-i kiram döneminde evler birer sembol haline gelmişti.

İşte ERKAM'IN EVİ: Tebliğin sembolü

YASİR'İN EVİ: Sabrın sembolü

EBÛ BEKİR'İN EVİ: Fedakârlığın sembolü

EBÛ EYYÜB EL-ENSARÎ'NİN EVİ: Misafirperverliğin sembolü

ALİ B. EBİ TALİB'İN EVİ: Haya'nın sembolü...

8- Hadislerin yaygınlaşması: Aile ile ilgi hadislerden spot cümle niteliğinde olanları tercih edip, ilgili ortamlarda aktarmak gerekir. Meselâ, çocukları arasında adaletli davranmayan bir aile ile beraber olduğunuzda şu hadisleri nakledersiniz:

* "Allah'tan korkun ve çocuklarınız arasında ADİL olun." [24]

* "ÇOCUKLARINIZA değer verin ve onları güzelce terbiye edin."[25]

* "MERHAMET etmeyene merhamet edilmez". [26]

Her ailede Kur'ân-ı Kerim önce tercümesi ve kısa tefsiri ile baştan sona okunmalı, sonra Rıyazu's-salihin gibi bir hadis kitabı okunup bitirilmelidir. Çünkü İmam Nevevi, ümmetin selameti için bilinmesi gerekliolan temel hadisleri seçmiş ve bu kitabı telif etmiştir. Adına da Rıyazu's-salihin (Salihlerin Bahçesi) demiştir.

9- Şüpheli şeylerden kaçınmak: Helalar ve haramlar genel olarak bilinmektedir. Ancak bazı konular vardır ki şüphelidir ve bunlarla amel etmek tehlikelidir. Çünkü her an harama düşme tehlikesi vardır. Bu kişinin durumu bir hadiste başkasına ait bir koruluğun sınırında koyun otlatan insana benzetilmiştir. Her an koyunların koruluğa girme tehlikesi vardır. Kim şüpheli konularda ihtiyatla amel ederse dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli şeylerden ve hareketlerden her zaman kaçınmak gerekir.

*"Helal bellidir. Haram da bellidir (açıklanmıştır). İkisi arasında kalanlar ise ŞÜPHELI şeylerdir ki insanların çoğu bunları bilmez. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa DININI ve IRZINI korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur. Tıpkı bir koruluğun etrafında (hayvanlarını) otlatan kişi gibi, az kalsın o kişi kendisini (koruluğun) içinde bulur.

Dikkat edin, bedende bir et parçası vardır. Eğer o düzelirse bütün vücut düzelir, o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin, o kalptir."

10- Aile seminerleri ve kursları çalışması: Günümüzde vakıflar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları aile seminerleri düzenlemektedir. Buralarda; Evlilik sistemi ve sorunları, 21.yy’da beslenme ve yemek kavramları, beslenme ve yaşam kalitesi, aile içi tartışmalar ve çocuk, ailede genel iletişim, komşuluk ilişkileri, süt çocukluğu döneminde görülen bulaşıcı hastalıklar ve korunma yöntemleri, ilk yardımın önemi ve ev kazaları, anne sağlığı, eşler arası merhamet ve muhabbet, Peygamber efendimizin çocuklarla ilişkileri, çocuk yetiştirme ilkeleri ve sorunları, medyanın aile bireylerine olumsuz etkisi ve çözüm yolları, kentsel yaşamın aile üzerindeki etkileri, Türk medeni kanununda nişanlılık, evlilik ve sorunları gibi onlarca konu işlenmektedir ki bunlar sevindirici haberlerdir. Ancak bu faaliyetleri yapan kuruluşların ve katılımcıların sayısı oldukça azdır. Seminerler evlilik öncesi ve evlilik sonrası şeklinde iki parça halinde olmalıdır. Ülke çapında bir kampanya yapıp okuma-yazma seferberliğine benzer aile eğitimi seferberliği çalışmaları başlatılmalıdır.

Sonuç olarak:

Bir fert bir aileyi, bir aile bir toplumu, bir toplum da bütün dünyayı kurtarır, sloganı ile aile ve aileyi koruyucu tedbirler üzerinde bilimsel normlar ışığında çalışmalıyız. Bu bağlamda hadislerin rehberlik misyonu unutmamalıdır. Hadis kitapları; fert, aile ve toplum bazında bütün insanlık için kurtuluş reçeteleri ile doludur, elimizde böylesine güçlü bir hazine vardır. Ayrıca hadislerin pratik değerleri olduğu da inkar edilemez. 15 asırdır uygulanan ve başarı elde edilen bu hazineyi kendi asrımızda da işler hale getirmek ve nebevî sünneti (Peygamberin ilkelerini ve hayat tarzını) yaygınlaştırmak gerekir ki asrımız yeniden Asr-ı saadet haline gelsin.

[1]Selçuk Eğitim Merkezi Öğretim Görevlisi; oralrifat@hotmail.com.

[2] İbn Mace, Sünen, Edeb, 3, (Elbani: Zayıf, Senedde Haris b. Numan, isimli râvi bulunmaktadır. Bu kişi İbn Hibban'a göre sika, Ebû Hatim'e göre leyyindir.)

[3] Ebu Dâvud, Sünen, Edeb 120, (5147), (Elbani: Zayıf); Tirmizî, Sünen, Birr, 13 (1913)

[4] Malik, Muvatta, Hüsnü'l-Hulk, 2 (1610); İbn Mâce, Zühd 17, (4181), (Elbani: Hasen)

[5] Taberani, el-Mu'cemu‘l-Evsat, V/139 (4894), (Râvileri sikadır. Bk. Heysemi, Mecmau'z-zevâid, X/585); Benzeri için bk. Ahmed, I/44

[6] Buhari, Sahih, Rikak, 23

[7] Buhari, Hibe, 12 

[8] Buhari, Rikak, 30 ; Müslim, Sahih, Zühd 8 (2963), Lafız Müslim'e aittir.

[9] Armostrong, Karen, Hz. Muhammed, (Tr. Selim Yeniçeri), Koridor, İstanbul, 2005, s. 350

[10] Tirmizi, Nikah 1 (1080), (Hasen)

[11] İbn Mâce, Nikâh 1 (1846), (Elbani: Hasen)

[12] Taberani, Evsat, VII/332 (7647), Hakim, II/175 (2681), (Zehebi: Sahih)

[13] İbn Mace, Nikah 6 (1859), (Elbani: Zayıf)

[14] Ahmed, Müsned, VI/136 (Ş. Arnavud: Sahih); Nesai, Sünen, Nikah 36 (3269); İbn Mace, Nikah 12 (1874), (Zevaid: İsnadı sahih)

[15] Şihab, Müsned, I/102 (119) (Elbani: Bu lafızla zayıf. Bk. el-Camiu's-sağir ve ziyadetühü, 642 (6412); Ancak başka lafızlarla sahih olarak nakledildi. Bk . Nesâî, Cihad, 6 (3104), (Elbani: Hasen sahih); Taberani, Kebir, II/289 (2202), (Heysemi, Ricali sikadır.)

[16] Müslim, İtk 25 (1510)

[17] Müslim, Fezâil, 63 (2316)

[18] Müslim, Fazail, 51, (2309)

[19] Tirmizi, Sıfatü'l-kıyame, 59 (2516), (Ebû İsa: Hasen sahih); Ayrıca bu hadisi Ahmed, Hakim, Taberani gibi alimler de naklettiler.

[20] Tirmizi, Sıfatü'l-kıyame, 59 (2516), (Ebû İsa: Hasen sahih); Ayrıca bu hadisi Ahmed, Hakim, Taberani gibi alimler de naklettiler.

[21] Bu mana için bk. Suyuti, ed-Dibac Şerhu Sahihi Müslim b. Haccac, VI/279

[22] Müslim, Zühd 11 (2965)

[23] İbn Mace, Zühd 1, (4102); (Zevaid: İsnadında Halid b. Amr var, o da zayıf bir râvidir. İmam Nevevi ise (Erbaîn'de) bu rivâyeti İbn Mace ve diğerleri hasen olarak nakletti, dedi.), (İbn Hacer: Senedi hasen; Elbani ise sahih, dedi.); Bu rivâyeti ayrıca Hakim ve Taberani gibi alimler de naklettiler.

[24] Buhari, Hibe, 12 

[25] İbn Mace, Edeb, 3, (Elbani: Zayıf, Senedde Haris b. Numan, isimli râvi bulunmaktadır. Bu kişi İbn Hibban'a göre sika, Ebû Hatim'e göre leyyindir.)

[26] Buhari, Edeb 18, Müslim, Fedail 65 (2318)

 

 

Önceki Sayfa