NAMAZDAN SONRAKİ DUA VE ZİKİRLER

GENEL OLARAK NAMAZDAN SONRAKİ DUA VE ZİKİRLER

 

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh): [1]

Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) dedi ki:

"Kim namazın sonunda 33 kere (sübhanallah diye) Allah'ı tesbih eder, 33 kere (elhamdülillah diye) Allah'a hamd eder ve 33 kere de (Allahü ekber diye) Allah'ın yüceliğini ifade eder ve bu şekilde doksan dokuza ulaşır, sonra da yüzüncüde 'Lâ ilâhe illahü vahdehû lâ şerike leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr' derse o kişinin hataları denizdeki (sayısız) köpük kadar bile olsa kesinlikle affolur."

NOT: Bu rivâyette zikredilen affedilme küçük günahlar için geçerlidir. Çünkü hadiste hatalar kelimesi geçmektedir. Abdest alma ve namaz kılma gibi bir takım ibadetler sonunda affedilen günahlar da bu şekildedir. Büyük günahlar için tövbe edilmesi ve kul hakkı varsa mutlaka helalleşilmesi gerekir.[2]

 

4- Rasûlullah'ın azatlısı Sevban'dan (Radıyallahü anh):[3]

Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) (farz) namazı bitirip kalkacağında 3 kere istiğfar eder ve şöyle derdi:

"Allahümme! Ente's-selâmü ve minke's-selâm, tebarekte yâ ze'l-celâli ve'l-ikram."

NOT: Duanın tercemesi:

"Allahım! Sen selamsın, selam senden gelir. Ey celal ve ikram sahibi! Sen mübareksin."

Yukarıdaki rivâyetlerden namazdan sonra tesbih, tahmid ve tekbire devam etmenin önemi anlaşılmaktadır. Hatta sahabi bunları duyduktan sonra bırakmadıklarını ifade etmektedirler. Ayrıca yolcu bile olsa insanlara aktarma çabasında olmuşlardır.

Rasûlullah'tan nakledilen zikirlerde sayılara riayet etmek gerekir. Başka hadislerde de akşam ve sabah namazları gibi bazı namazlarda tavsiye edilen zikirler vardır. Bu konuda Nesâi'nin (v.303/915) 'Amelü'l-yevmi ve'l-leyle'si, Taberâni'nin (v.360/971) 'Kitabu'd-Dua'sı ve Nevevi'nin (v.676/1277) 'el-Ezkar'ı[4] tavsiye edilir. Rasûlullah'ın duaları başkasının duasından daha güzeldir. Sahabe de bunları nakletmeye ve amel etmeye ihtimam gösterirdi.

6- Ukbe b. Âmir el-Cühenî'den (Radıyallahü anh):[5]

"Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) bana her namazın sonunda muavvizât surelerini okumamı emretti."

NOT: Muavvizât kelimesi İhlas ile birlikte Felak ve Nas surelerini ihtiva eder.[6] Tirmizi ve Nesâi'nin rivayetlerinden ise[7] muavvizât (بالمعوذات) yerine tesniye olarak muavvizeteyn (بالمعوذتين) şeklinde nakledilmiştir. İki koruyucu anlamına gelen bu kelimeden kasıt Felak ve Nas sureleridir. Rasûlullah birçok sahabiye namazdan sonra ya da namaz dışında, meselâ uyumadan önce bu iki surenin okunmasını tavsiye etmiştir ki bu sureler insanın her türlü şerden ve şeytani saldırıdan Allah'a sığınması ve onu vekil/koruyucu kabul etmesi, demektir.

 

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh):

Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem):

"Cennet bahçelerine uğrayınca oraların gıdasından istifade edin" deyince ben dedim ki:

'Ey Allah'ın Rasûlü! Cennet bahçeleri de nedir?' Rasûlullah:

"Mescitlerdir."

'Peki, ey Allah'ın Rasûlü! Oraların gıdasından istifade etmek, nedir?'

"Sübhanallahi ve'l-hamdülillahi velâ ilahe illallahü vallahü ekber (demektir)."[8]

 

SABAH VE AKŞAM NAMAZINDAN SONRAKİ DUA VE ZİKİRLER

1- Müslim b. Hâris et-Temîmî'den (Radıyallahü anh):[9]

Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) bana şöyle dedi:

"Sabah namazını kıldığında insanlardan birisiyle konuşmadan önce yedi kere şöyle de:

'Allahümme ecirnî mine'n-nâr.'

O günde ölürsen izzet ve celâl sahibi Allah senin cehennemden korunmanı yazar.

Akşam namazını kıldığında da insanlardan birisiyle konuşmadan önce yedi kere (şöyle de):

'Allahümme innî es'elüke'l-cennete, Allahümme ecirnî mine'n-nâr.'

O gecede ölürsen izzet ve celâl sahibi Allah senin cehennemden korunmanı yazar."

NOT: Duanın tercümesi:

"Allahım, beni ateşten koru"

" Allahım, senden cenneti istiyorum. Allahım, beni ateşten koru"

2- Abdurrahman b. Ganm'dan :[10]

Hz. Peygamber (Sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle dedi:

"Kim akşam ve sabah namazından ayrılmadan ve ayaklarını (teşehhüd) şeklinden" değiştirmeden 10 kere 'Lâ ilahe illallahü vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü velehü'l-hamdü biyedihi'l-hayr yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şey'in kadîr' derse bunların her birinde kendisine 10 sevap yazılır, 10 günah silinir, makamı 10 derece yükseltilir, hoşlanılmayan her şeye karşı bunlar zırh olur, kovulmuş her şeytana karşı zırh olur, şirk dışında başka bir günah onu telef etmez. Bu dediğinden daha faziletlisini söyleyen dışında insanların en faziletlisi olur."

AÇIKLAMA: Bugün akşam ve sabah namazlarından sonra bazı camilerde okunan salatün tüncina türü dualar yerine Rasûlullah'ın tavsiye ve teşvik ettiği dua ve zikirler okunsa daha yi olur. Yukarıdaki rivâyette geçtiği gibi fazileti ve sevabı çok fazladır, bilinmektedir ve kesindir. Ayrıca ibadetlerimizin sünnete uygun olması emredilmektedir. Çünkü ibadetler taabbüdîdir, bunlara müdahale edilmez. Ancak nafile ibadetlerde serbestlik vardır. Nafile ibadetlerde de Rasûlullah'a tabi olmak daha faziletlidir. İlerde sünnet olarak anlaşılması ve mevcut sünnetleri yok etmesi, yerine geçmesi gibi sakıncalardan dolayı hadislerde geçmeyen bazı duaların camilerde sürekli yapılması sakıncalıdır, ulema tarafından tavsiye edilmemektedir.

3- Ümmü Seleme'den (Radıyallahü anha):[11]

Rasûlullah (Sallallahü aleyhi ve sellem) sabah namazını kılıp selâm verdiğinde şöyle derdi:

"Allahümme, innî es'elüke ilmen nâfian ve rızkan vâsian

(Bir rivâyette: ve rizkan tayyiben,) ve amelen mütekabbelen.)"

NOT: Duanın tercümesi:

"Allahım, ben senden faydalı ilim, bol rızık (Bir rivâyette: …helal rızık) ve kabul olunan amel isterim."
[1] Sahih: Ahmed, II/371, H.no:8819; Benzer rivâyetler için bk. II/483, H.no:10216; II/238, H.no:7242 (781/1651. hadis).; Mâlik, Kur'ân, 22; Buhârî, Ezân, 155

[2] Bennâ, Buluğu'l-Emani, III/58

[3] Sahih: Ahmed, V/275, H.no:22265; Benzer rivâyet için bk. V/279-280, H.no:22307; Müslim, Mesâcid, 135; Tirmizî, Salât, 108, H.no:300 (hasen-sahih); Nesâî, Sehv, 81, H.no:1335; İbn Mâce, İkâme, 32, H.no:928; Dârimi, Salât, 88, H.no:1355.

[4] Nevevi'nin kitabı Türkçe'ye terceme edildi.

[5] Sahih: Ahmed, IV/201, H.no:17719; Benzer rivâyetler için bk. IV/155, H.no:17348; IV/144, H.no:17229-17230, 17236; Müslim, Müsâfirûn, 264-265; Ebû Dâvûd, Vitir, 19, 26, H.no: 1462, 1523; Tirmizî, Fezâilü'l-Kur'ân, 12, H.no: 2902 (hasen-sahih) -2903 (hasen-garib); Nesâî, İftitâh, 45-46, H.no: 950-952; Sehv, 80, H.no:1336; Dârimi, Fezâilü'l-Kur'ân, 25, H.no: 3442-3444.

Ayrıca bk .580/1450. hadis.

[6] Nevevi, Mecmu', III/448

[7] Tirmizi, Fedâilü'l-Kur'ân, 12, No: 2903; Nesâi, es-Sünenü'l-kübra, VI/222, No: 10725

[8] Tirmizî, Deavât, 82, H.no: 3509 (hasen-garib).

[9] Sahih: Ahmed, IV/234, H.no:17976; Ebû Dâvûd, Edeb, 101, H.no:5079; esâî, Amelü'lyevm ve'l-leyle, s.188, H.no:111.

[10] Sahih: Ahmed, IV/227, H.no:17913; Tirmizî, Deavât, 62, H.no:3474 (hasen- garib -sahih); Heysemî ise Şehr b. Havşeb dışındaki râvilerin sahih hadis ricâlinden olduklarını, Şehr'in ise rivâyetlerinin hasen olduğunu ifade eder. Bk. Mecma', X/107.

[11] Sahih: Ahmed, VI/305, H.no:26481; Humeydî, I/143, H.no:299; İbn Mâce, İkâme, 32, H.no:925 

 

 

Önceki Sayfa