İSTİHLÂK

İSTİHLÂK


(Helal Gıda Açısından Fiziksel Değişimin Teorik Sonuçları)


 


                                                                                    Rıfat ORAL

DİB. Selçuk Dini Yüksek İhtisas Mrk. Arapça-Fıkıh Öğr. Gör.

oralrifat@hotmail.com

 

 


ÖZET


Helal gıda üretiminin attığı günümüzde bazı kavramlar bilimsel olarak yeniden masaya yatırılmakta, özellikle İslâm Hukukunun bize hediye ettiği iki kavram sürekli gündeme gelmektedir. Bunlar: İstihlâk ve İstihaledir. Ancak üzülerek ifade etmek gerekirse bilimsel makalelerde bile çoğu zaman iki kavram birbirine karıştırılmaktadır.  Bu tebliğde, kısaca fiziksel değişim olarak ifade edebileceğimiz İstihlâk konusu incelenmekte, fıkıh kitaplarında gördüğümüz fetvalar ve yıllar içinde bize gelen örnekler/ürünler bilimsel olarak analiz edilmektedir. Gazozdan şarapla yıkanmış ete, sulu yolumdan mayalara kadar birçok üründen seçkilerle konu güncellenmektedir.


Anahtar Kelimeler: Gıda, Bilim, İstihlâk, Analiz, Fetva


 


ABSTRACT


In today's society, in which the production of halal foods have increased, some terms are used through scientific researches, particularly two concepts, which the Islamic Law presented us, have been brought up constantly. These are: İstihlâk and İstihale. However, unfortunately these two terms are mistakenly used interchangably even in scientific articles. In this study, the subject İstihlâk, which we can briefly express as physical change,  is examined and the verdicts seen in the fıkıh books and the samples or outcomes coming from a number of years are anayzed scientifically. The subject is updated by a number of examples ranging from acidic beverages to meat washed with wine and from watery extraction to yeasts. 


Key Words: Food, Science, İstihlâk, Analysis, Fetva


 

 

 

GİRİŞ

 

Helal gıda çalışmalarının arttığı günümüzde bazı kavramların doğru anlaşılması doğru sonuca ulaşmamıza neden olacaktır. İslâm Hukuku çalışmaları dünya literatürüne iki kavram hediye etmiştir: İstihlâk ve İstihale. Bu iki kavram ile problemlerin büyük çoğunluğunu bütüncül olarak yaklaşmak (metodolojik çalışmalar açısından) işimizi biraz daha kolaylaştıracaktır. Eskilerin deyimi ile "Usûlsüzlük vusülsüzlüktür”. Literatürde ortaya konan kavram ve kaideler (ilkeler) İslâm Hukukunun tarihte on binlerce başarılı ictihada imza atmasına sebep olmuştur. İslâm hukukunun sadece kazuistik (meseleci) yönünü gündeme getiren bazı kesimler onun usul (metodoloji), kavram ve kaidelere (ilkelere) ait çalışmalarını göz ardı etmektedirler.

 

 

KAVRAMSAL ÇERÇEVE

 

Günümüzdeki helal ve sağlıklı gıda çalışmalarında problemleri daha kolay çözebilmemiz için İstihlâk ve İstihaleden oluşan iki kavramın "efradını cami ve ağyarini mani” bir tarifinin yapılması gerekir. Bazı kitaplarda ve makalelerde bu iki kavramın birbirine karıştığı görülmektedir. Son dönemlerde özellikle Türkiye’de artan Helal ve Sağlıklı Gıda çalışmaları bilimsel bir ivme kazanmıştır. Bu trendin doğru seyretmesi için kullanılan kavramların da içinin doldurulması gerekir. Bugünkü bilimsel çalışmaların istenilen sonuca ulaşamamasının en önemli sebebi kavramsal çerçevenin çizilmemesi ve kavramların içinin doldurulmamasıdır. Temelsiz-subjektif görüşlerin toplumda oluşturduğu bilgi kirliliğini temizlemek de kolay olmayacaktır.

Söz konusu iki kavramı şöyle tanımlayabiliriz: İstihale, kimyasal dönüşüm olarak tanımlanmaktadır. İstihlâk ise fiziksel karışım ve değişimdir. İstihaleden biraz daha karmaşıktır. Çünkü istihlâk dediğimizde, bu kavramın içine buharlaşma, karışım, yoğaltım ve seyreltim de girmektedir.

 

 

İSLÂM’A GÖRE NECASET VE HARAM SINIRI

 

İslâm’a göre eşyanın aslı helaldir ve temizdir. Ama insan yada diğer varlıklar sebebiyle eşya kirlenir, necis olur ve kullanılması haram hale gelir. Meselâ su temizdir, ama içine necaset düşmesi sebebiyle necis hale gelir. Üzüm temizdir, ancak içki haline geldiğinde necis olur ve kullanılması haram hale gelir. Bu iki örnek necaset konusunun iki ana başlıkta incelenmesi gerektiğini gösterir: Su örneğinde olduğu gibi maddî necaset, içki de olduğu gibi hissî/manevî necaset.

 

A-MADDÎ NECASET:

Dışkı, idrar, leş ve kan gibi (bütün insanlar tarafından necis kabul edilen) nesnelere maddî necaset denir. Çünkü onlar hastalık oluşturur, zararlıdır. Karıştıkları nesneyi de necis hale getirirler.

 

B-HİSSÎ/MANEVÎ NECASET:

Bazı nesneler taşıdıkları toplumsal zararlar sebebiyle İslâm’a göre necis kabul edilmişlerdir. Bunların başında alkollü içkiler ve domuz eti gelmektedir. Bunlar eşya olarak temiz olsa da sedd-i zeria açısından tüketilmesi haram ve kendileri de necis kabul edilmişler. İslâm alimlerinin büyük çoğunluğuna göre alkollü içki ve domuz eti Necaset-i muğallaza (ağır pislik) cinsinden sayılmıştır ve üzerinizde bulunması durumunda namazın fasit olma tehlikesi vardır ve namaza manidir. İçki ve domuz eti her hangi bir suya, sıvıya veya bir gıdaya karışacak olursa o nesneyi necis hale getirir, tüketilmesi de caiz olmaz. Bu karışım-değişim fiziksel olursa istihlâk, kimyasal olursa istihale ismini alır.

 

 

İSTİHLÂK OLAYLARI

Fiziksel karışım olarak tanımladığımız İstihlâk sebebiyle haram olan bir nesne helal hale gelmez. İstihlâk konusunda bizim ilgilendiren bölüm; Fiziksel olarak necaset oluşumu, bunun kalıcılığı ve izale yollarıdır.

 

A-FİZİKSEL OLARAK NECASET OLUŞUMU

Bir necasetin sıvı veya katı nesneye karışması ya da bazı içeceklerin sıcak ortamda bekletilmesi ile içinde necaset oluşur. Eşyanın durumuna göre de dini hükümler değişir.

1-Karışım

a-Yağlarda Karışım:

Temiz bir yağa necaset karışırsa, yağ temiz olmaktan çıkar ve necis hale gelir. İmam Serahsi, el-Mebsut isimli ünlü eserinde bu konuyu bir misalle şöyle açıklar: "Bir yağa, leş hayvanın erimiş iç yağı karışsa ve ayırmak mümkün olmasa temiz yağ fazla olsa bile onu yemek caiz değildir. Ancak aydınlanmada veya bir nesneyi yağlamada kullanılabilir. Çoğa göre hüküm vermek zaruret anında veya özel durumlarda olur. Bu yağın çoğu temizdir, diye tümüne temiz ve helal hükmü veremeyiz.  Çünkü leş hayvanın yağı az da olsa ve diğer yağın içinde (مستهلكا حكما) kaybolsa da o yağın içinde mevcuttur.”[1]

 

b-Sıvılarda Karışım:

Sıvıları iki kısımda incelemek mümkündür: Sular ve diğer sıvılar.

(1)-Sular: Suya bir necaset düşerse; alimlerin görüşü şu şekildedir:

Küçük su topluluğuna necaset düşerse, o suyun rengi, kokusu ve tadı bozulmasa bile o su hükmen necistir. Ama büyük su topluluğuna (havz-ı kebire)[2] necaset düşse, suyun rengi, kokusu ve tadından hiç biri değişmezse o su, hükmen temiz sayılır. Çünkü havuzlar, necaset tehlikesinden hali değildir. Bu hüküm zaruret kapsamında verilmiştir.[3] Ama bir su topluluğuna, bilerek idrar atar ve bunu sürekli yapar, hatta şişeleyip insanlara satarsanız, işte o anda havz-ı kebir ruhsatından yararlanamazsınız. Çünkü zaruret durumu ortadan kalkmış, ihtiyari (keyfi) bir durum ortaya çıkmıştır.

(a)-Gazlı içeceklerde alkol problemi: Türkiye’deki bazı gazlı içecekler üzerinde yapılan çalışmada içlerindeki alkol oranlarının litrede 0,20-1,56 arasında değiştiği gözlemlenmiştir.[4]  Etil alkol gazlı maddelerde esans için ara çözücüdür. Bu işlevi propylen glycol de yapmaktadır. Ama maliyeti yükseltmesi yanında yüksek miktarlarının sağlığa zararlı olması sebebi ile de tercih edilmemektedir.

Avrupa’daki gazlı içeceklerde alkol oranı hacim esasına göre (yani 100 ml içecekteki ml cinsinden alkol miktarı) % 0,3’ü geçemezken, ülkemizde bu oran 2007 yılında yayınlanan tebliğ ile Litrede 3 grama çekilebilmiştir. Daha önce hacim esasına göre verilirken şimdi niye gram dendi, onu da anlamak mümkün değildir. Çünkü sıvının yoğunluğuna göre gramı değişebilir, hacim esasına göre daha yüksek bir miktarı gösterir. Yani litrede 3 gram alkol bulunan bir içecekte, % 0,3 (v/v)’lük alkol bulunan bir içeceğe göre daha fazla alkol bulunmaktadır.

Ürünlerin içlerindeki alkol miktarı % ile verilmelidir ki tüketici ona göre tasarrufta bulunsun. Nasıl ki alkollü içeceklerde ambalaj üzerinde alkol yüzdesini yazmak kanunen şart ise, aynı şekilde alkolsüz içeceklerde de alkol yüzdesi yazılmalıdır. Ona göre tüketici tasarrufta bulunmalıdır.

Alkollü İçkilerde Hacmen Alkol Miktarının Etikette Bildirilmesi Hakkında Tebliğ: Yetki Kanunu: Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği (R.Gazete 26.02.2003-25032, Tebliğ No 2003/ 06). Bu tebliğ, şıra vermut çeşitleri dışında kalan ve alkol miktarı % 1,22’yi geçen içkilerin hacim esasına göre alkol toleranslarını (% +) düzenlemektedir. Alkol miktarının etikette bildirilmesi şartı getirilmiştir. Bu düzenleme, % 1,22’nin altında olup da, %0,3’ü geçenler için de mecburi tutulması gerekir.

Alkolsüz İçecekler Tebliği: Yetki Kanunu: Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği (R. Gazete:15.06.2007-26553, Tebliğ No: 2007/26) ve Alkolsüz İçecekler Tebliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliği (R.Gazete: 01.11.2007-26687, Tebliğ No: 2007/46). Bu Tebliğ kapsamında yer alan alkolsüz içeceklerde, 20oC’da üretimin doğasından kaynaklanabilecek etil alkol miktarı en çok 3,0 g/L, laktik asit miktarı en çok 0,6 g/L, uçucu asit miktarı en çok 0,4 g/L olabileceği toleransı getirilmektedir. Ayrıca kafein miktarının en çok 150 mg/L olabileceği sınırı getirilmiştir.

Gıdalara konulan alkol, her ne kadar içki olmasa ve koruyucu/çözücü olarak konulsa bile sonuç değişmez. Alkollü içkilerin necis olması Kur’ân ve sünnetle sabittir. Bu konuda ulema ittifak etmiştir:


* Kur’ân:  "Ey iman edenler! Şüphesiz içki, kumar, putlar ve fal okları şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 5/90) Ayette Rics, kelimesinden (içinde 4 mezhep imamının da bulunduğu) çoğunluk alimler, içilmesinin haram ve kendisinin de necis olduğunu anlamışlardır. Sünnetteki uygulama bunu desteklemektedir:


* Sünnet: Peygamber Efendimiz içki ve domuz kaplarının yıkanmadan kullanılmamasını emretmiştir. Bu da içki ve domuzun necis olduğunu gösterir.


Ebû Sâ'lebe el-Huşenî (r.a) anlattı;[5] 


Resûlullah'a (sav) dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz gittiğimiz yerde Yahudi, Hristiyan ve Mecûsi toplulukların yanına uğrayan göçebe bir toplumuz, bu kişilerin kaplarından başkasını da bulamıyoruz, (ne yapalım?)” Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Eğer başka kap bulamazsanız bunları su ile yıkayın, sonra o kaplar­dan yeyin ve için.”


Ebû Sa'lebe'den (r.a) gelen diğer rivayet şöyledir: Resûlullah'a (sav) dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz Ehl-i kitaba ait topraklarda yaşıyoruz ve on­lar da domuz eti yiyor, şarap içiyorlar. Onların kapları ve tencerelerinden nasıl faydalanabiliriz?” Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Eğer başka kap bulamazsanız onları yıkayın, sonra içinde (yemek) pişirin ve ondan (su) için!”


§Hadislerde söz konusu kapların yıkanma emri; içki ve domuz etinin necis olduğunu göstermektedir. Gazlı içeceklerde de; yasağın illeti, dışarıdan necis bir maddenin eklenmesidir. Maksat önemli değildir. Çünkü iyi niyetli olarak içki içmek haram sonucunu değiştirmez.  Eğer gazlı içeceklerde alkol az denirse, yemeklere lezzet vermesi için bir damla içki damlatılması caizdir, sonucuna varılır. Alkol temizdir, hatta sterildir, denilse de buradaki necislik hükmidir. İdrar da aynıdır, sterildir. Ama dinen necistir. Domuz da aynı şekilde necistir. Sonuç olarak İslâm’a göre domuz, idrar ve alkollü içkiler necis nesnelerdendir. Bugüne kadar hiç kimse alkol içmek helaldir demedi. Bir damlası da, daha fazlası da aynıdır.


Bazı kişiler gazlı içeceklere konulan az miktardaki alkol için "Az yok hükmündedir”, ayrıca burada umumi belva vardır (bundan kurtulmak zordur) şeklinde yanlış istinbatta bulunuyorlar. Bu fıkhî kaideler kabaca kullanılmaz. Ayrıca her kaide her yerde geçerli değildir. Toplumu ilgilendiren konularda fetva vermek için derin araştırmalar yapılmalı ve konunun uzmanları ile istişareler ve çalıştaylar yapılmalıdır. Helal ve Sağlıklı Gıda Platformu, elhamdülillah bu konuda en başarılı çalışmayı geniş yelpazeli bilimsel kurumu ile gerçekleştirmekte, sonra sonuçları diğer kurumlarla ve halk ile paylaşmaktadır. Helal gıda çalışmalarından sonra kola ve gazoz tüketimi azalmış, insanlar daha faydalı içecekler tüketmeye başlamışlardır.


İslâm Hukukçularına göre içki ile domuzun necaset durumu farklıdır: Şöyle ki;


İçkinin aslı temizdir, yani üzümdür, arpadır veya hurmadır. Tekrar sirke haline getirilirse veya içindeki alkol alınırsa temiz olur. Bu konudaki müctehid imamlar ihtilaf ettiler: (1)-Şafiî ve Hanbelî alimlerine göre dış bir etki (madde) ile sirke haline getirilmesi caiz değildir, haramdır. Bu konudaki haberler sahihtir.(2)-Hanefilere, ayrıca İmam Evzai ve Leys’e göre caizdir. Çünkü bir haberde "Sirkenizin en hayırlısı içkinizden yapılandır”[6] şeklinde geçmektedir. Ancak bu rivâyet çok zayıftır, delil olmaz ya da kendi kendine sirke haline gelmesine hamledilir, diye tenkit edilmiştir. (3)-İmam Malik’ten bu konuda üç farklı rivâyet gelmiştir: 3a-Haramdır, fakat o sirke temizdir, 3b-Haramdır ve o sirke necistir, 3c-Helaldir. Bu üç görüşü dış bir etki ile sirke olursa haram, ama kendi kendisine sirkeleşirse helaldir, şeklinde anlamak mümkündür.[7] Ama domuzun aslı bütün parçalarıyla pistir/necistir. İstihale ile de temiz hale gelmez.


 

(b)-Alkolsüz bira: İçinde az miktarda alkol bulunmaktadır. Ama (tad ve ambalaj olarak) normal birayı hatırlattığı ve insanları bira vb. içkiye alıştıracağı/özendireceği için içilmesi sedd-i zeria açısından caiz değildir. Bira, arpa maltından yapılan bir içki çeşididir. Normal bira ve Alkolsüz bira şeklinde iki kısma ayrılmıştır. Aşağıdaki çizelgede alkol oranları belirlenmiştir:

 

 Ürün Adı

% Hacmen Alkol (20 ºC           .                          

Alkolsüz bira

< 0,5

Düşük Alkollü Bira

> 0,5 < 3

Bira

> 3 < 6

Yüksek Alkollü Bira

> 6 < 10

 

(2)-Su dışındaki bir sıvıya necaset düştüğünde, sıvı havz-ı kebirde de olsa tümüyle necis hale gelmiştir. Çünkü diğer sıvılar suya nispeten daha koyudur, ayrıca su gibi hayati özellikleri yoktur. Bu üç mezhebin görüşüdür. Hanefilere göre ise su dışındaki sıvılar su gibidir, aynı hükümlere tabidir.

 

(3)-Katkı maddeleri (emilgatör gibi), katıldığı maddeyi daha homojen hale getirir. Bu bir istihlâktir. Meselâ yediğiniz dondurmada ağzınıza kristal maddeler gelmez. Ekmeklerde bayatlama azalır. Bu maddeler yağlara da konur. Katkı maddeleri bitkisel veya hayvansal olabilir. Domuzdan olan katkı maddeleri, istihaleye uğrasa bile kullanılması caiz değildir.

 

 c-Katılarda karışım:

Katı maddelere necaset karışımı, bazen onu necis hale getirir: Buğday örneğinde olduğu gibi. Şöyle ki, Bir miktar buğday, şaraba dökülse, bir dakikada ağırlığının %2’si kadar sıvı emer. Durdukça şişme olur. Uzun süre durduğunda ağırlığının % 30-40’ı kadar sıvı emer. Aldığı sıvının % 25 kadarı kabukta birikir. Bunu öğütsek büyük bir kısmı kepekte kullanılır. O buğdayın öğütülmesi ve ekmek yapılması onu temiz hale getirmez.

Ama sulu yolum tavukta durum biraz daha farklıdır. Şöyle ki,  kesilen tavuk sıcak suya batırıldığı zaman tüyleri ve derisi suyu emer. Ama derisi yağlı olduğu için ete su geçmez. Bağırsaklarındaki necaset de dışarı çıkmaz. Çünkü kan dan dolaşımı yoktur, necaset dışarıya çıkmaz. Ayrıca sıcak suya 1 dakika içinde batırılıp çıkarıldığı için bu kadar kısa sürede necasetin ete geçmesi mümkün değildir. Pişirmeden önce derisini almak faydalıdır. Şu andaki sulu yolumda 50-53 derece sıcak su kullanılmaktadır. 60 derece olmadıkça caizdir. Çünkü o taktirde haşlama olmaktadır. 45-60 derece mikropların en yoğun ürediği ortamdır. En sağlıklısı kuru yolumdur. Tüyleri yolunduktan sonra ateşte ütme veya ozonlu suya daldırma şeklinde bir dezenfekte edilmektedir. Ancak ozon ette sararma meydana getirir.

 

2- Bekletme:

Bazı sıvılar sıcak ortamda beklediğinde birkaç gün sonra köpürür ve alkol üretir. Kefir ve bozada olduğu gibi.

a-Boza: Kaynatılarak jelatinize edilmiş darı, mısır, pirinç veya ince bulgurun özel laktik kültür veya ekmek ekşi hamuru + yoğurt kültürü ile  24 saat laktik fermantasyonu sonucu elde edilir. Bir günlük boza% 0,3-0,5 alkol içerir. Boza, koyu kıvamda tatlı ve ekşi tadın karışımı lezzette olan köpüklü-şekerli bir içecektir. Yazın bozadaki mikroorganizmaların üremesi hızlı bir şekilde olup bozayı ekşitmekte ve alkol miktarını % 1’in üzerine çıkarmaktadır. Bu sebeple ticari bozalar pastörize edilip, soğuk zincirde piyasaya arz edilmektedirler. Yeni üretilen taze bozadaki alkol miktarı % 0,4-0,8 dolaylarındadır.

b-Kefir: Sütteki süt şekerinin (laktozun), süt asiti bakterileri ve kefir taneciği denilen maya (Bakteri+Maya) yardımıyla parçalanması sonucu oluşan bir süt ürünüdür. Kullanılan bu mikroorganizmalar sayesinde özellikle süt asidi ve bir miktar da etil alkol oluşmaktadır. Geleneksel olarak Orta Asya`da yapılan kefirlerde % 0,5 – 1,0 alkol bulunmaktadır. Gıda firmalarının üretttiği ve marketlerde satılan kefir ürünlerinde ise alkol miktarı daha düşük olup, % 0,1 –0,5 arasında değişir. Boza ve Kefir uzun süreli inkübasyon ile alkol miktarını %2’nin üzerine kadar çıkarabilir.

 

 

B-NECASETİN KALICILIĞI

 

1-Yoğaltım

Necis olan bir madde yoğaltım ile yok olmaz, hükmü devam eder. Ayranı yoğurt yapmak yoğaltımdır. Ayran fiziksel olarak değişmiştir. Ama temel yapısı aynıdır. Eğer önceden ayran içinde bir necaset varsa bu durum yoğurt olduğunda da devam eder.

Az olan bir maddenin kaynatılarak çoğaltılmasına da yoğaltım denir. Meselâ, içine şeker atılan suyun kaynatılması ile şerbet haline gelmesi, şeker oranını çoğaltır. Önceden şekerde var olan necaset kaybolmaz, varlığını devam ettirir.

 

2-Seyreltim:

Necis olan bir madde seyreltim ile yok olmaz, hükmü devam eder. Yoğurdu ayran yapmak seyreltimdir. Yoğurt fiziksel olarak değişmiştir. Ama temel yapısı aynıdır. Eğer önceden yoğurt içinde bir necaset varsa bu durum ayran olduğunda da devam eder.

 

3-Pıhtılaşma:

Sütün % 86-87 si sudur. Geri kalan kısmı kuru maddelerdir; bunlar laktoz, yağ, azotlu maddeler ve minarelerden oluşmaktadır. Süt; proteinleri maya etkisiyle pıhtılaşırsa peynir, asit etkisiyle pıhtılaşırsa yoğurt oluşmaktadır. Bunlar tespihin tanelerinin kesilmesine benzer. Süt necis olduğunda peynir veya yoğurt olmakla temiz hale gelmez. Çünkü bu bir istihlâktir. Peynir mayası, peynirde kalmaktadır. Maya; kesilmiş veya ölmüş olan eti yenen hayvandan alındığında Hanefilere göre temiz kabul edilmiştir. Çünkü Peygamberimiz Mecusilerden gelen peynirleri yiyordu. Halbuki onların kestikleri yenmezdi ve leş hükmündeydi. Ama eti yenmeyen hayvanlar kesilsin veya ölsün onlardan alınan şirden ile oluşan maya kullanılamaz, caiz değildir. Mayada bulunan az miktardaki alkol de peynir suyu ile atılmaktadır.

 

4-Öğütme/Parçama:

Necis olan bir nesne parçalama veya öğütme ile temizlenmez. Necis olan buğdayın öğütülmekle temiz hale gelmemesi gibi. Çünkü hala onda necaset bulunmaktadır. Buğdayın içindeki necaset alınmadıkça, ayrışmadıkça temiz hale gelmez.

 

5-Hal Değişikliği:

Hal değişikliği necis bir nesneyi temiz hale getirmez. Hamur yapmak gibi. Ayrıca necis olan hamur beklemekle veya ekmek olmakla temiz hale gelmez. Hamur şarapla yıkandığında da alkol içine işlediği için pişirildiğinde sadece dışındaki alkol uçar, içindeki kalır. Et de olduğu gibi haramlılık devam eder

 

 

C-NECASETİN İZALESİ (TEMİZLİĞİ)

 

1-Buharlaşma:

a-Gazlı İçeceklerdeki Alkol:

Gazlı içeceklerdeki alkolün (şişenin ağzını açmakla veya kaynatmakla) buharlaşıp uçması söz konusu değildir. Çünkü alkol, hidrojen ile suya bağlanır, saf alkole göre uçması zor olur. Su ile şeker/alkol birbirini sever ve bağlantı oluştururlar.

 

b-Alkol ile Yıkanmış Et:

İçki (etil alkol) ile yıkanmış et, pişirildiğinde etin dışındaki/yüzeyindeki alkol uçar, ama etin içindeki alkol kalır. Çünkü alkol etin diplerine girer, içine işler,boşluklara girer. Et 200 derecede pişer. Kütle transferi zor ve yavaş bir prosestir.  Bu nedenle eski ulemanın verdiği fetva doğru değildir. Bazıları buna dayanarak lüks otellerin şarapla yıkanmış etlerine cevaz veriyor. Ancak içinde bir miktar alkol kaldığı için caz değildir.

Domuz önceki ümmetlerin imtihanı idi. Şarap ve alkol ise bu ümmetin imtihanıdır.

 

c-Kolonyadaki Alkol:

Kolonya; su, etanol ve aromatik yağlardan oluşur. Etanol, hacimce %70-%90 arasında değişebilir. Hacimce yüzde kaç etanol içerdiği kolonya şişesini üzerinde A° olarak belirtilir.  80° yazıyorsa, hacimce %80 etanol içeriyor demektir. Kolonya döküldüğü zaman bir süre sonra uçar. Son zamanlarda alkolsüz kolonya üretimi de başlamış durumdadır.

 

d-Sıcak Ekmekteki Alkol:

Sıcak ekmekte az miktarda alkol vardır. Ama soğuyunca uçar. Şöyle ki, hamurda fermantasyon (mayalanma) sırasında % 3 lük alkol vardır. Ekmek olarak pişirildiğinde binde 2’ye iner. Soğudukça uçar gider. Hamur ve ekmekteki alkol doğal yoldan oluştuğu, az veya çok yenildiğinde insanı sarhoş etmediği için caizdir.

 

e-Kaynatarak temizlik:

İçine idrar gibi bir necaset düşen su, pekmez, bal veya süt gibi bir sıvı içine su katılarak 3 kere ayrı ayrı kaynatılırsa hükmen temiz hale gelir. Kaynatmadan önce 1/5 kadar su eklemek gerekir. Çünkü buharlaşma ile necaset temizlenmiş olur.

Bir depo süte necaset düşse, o süt peynir olsa bu istihlaktır, helal olmaz. Peynir sütün fiziksel pıhtılaşmasıdır. Yoğurt da olsa aynı şekilde temiz olmaz.

 

f-Damıtma ayrışma:

(1)-İdrar buharlaşarak damıtıldığında bir başka kapta su kısmı birikir. Rengi berrak su rengindedir ve temizdir. Sadece kokusu kalmıştır. Açık ortamda bekletme ile  de kokusu geçer. Öbür kapta ise idrardan geriye tuz/çökeltiler kalmıştır. Tuzdaki maddeler idrarı idrar yapan nesnelerdir ve necistir.

(2)-Şarap damıtıldığında suyu insanı sarhoşlatır ve necistir. Ama alkolü alınırsa temizdir. Çünkü sarhoşluğun sebebi odur.

(3)-Sütteki su ayrıştırılınca süt tozu kalır. İçine kedi düşmüş sütün, süt tozu da necistir.

 

2-Arıtma:

Dünyanın toplam su kaynağı 326 milyon metre küptür. Bunların % 97,2 si okyanuslardır. % 0,001 ise atmosferdeki nem oluşturmaktadır.

a-Hidrolojik çevirim:

Buharlaşan su, gökte bulutları oluşturmaktadır. Sonra yığın halinde yeryüzüne yağmaktadır. Binlerce yıldır buharlaşma okyanuslarda ve denizlerde olduğu için su tuzlu (tortulu) olmaktadır.

b-Kirlilik ve Arıtma:

İnsan faaliyetleri ile suyun kompozisyonlarının daha az kullanışlı hale gelmesidir. Su kirliliğinin kaynağı iki kısma ayrılır:

(1)-Tabii faktörler: İklim, jeoloji, mikrobiyolojik çoğalma, yoğunlaşma gibi sebeplerden oluşur.

(2)-İnsana bağlı faktörler: Atık sular, zirai alanlardan gelen sular, sanayi atıkları vs.

İçine idrar, dışkı ve kan gibi necis şeyler karışmış atık su, arıtma ile temiz hale gelir mi? Eğer içindeki nesneler süzülüyorsa istihlâk vardır, denir. Tam temizlenmiş olmaz. Ama içindeki nesnelerde parçalanma oluyor da başka bir şeye dönüşüyorsa, o taktirde istihale vardır ve temizdir, denir.

Arıtma iki şekilde olmaktadır:

a-Sulama amaçlı arıtma: Tam temiz olmuyor, içine ozon katılarak koku bastırılıyor.

b-İçme amaçlı arıtma: Daha fazla operasyon ile parçalanma oluyor ve istihale meydana geliyor. Temizdir ve içilebilir. Batıdaki İsviçre gibi su sıkıntısı olan birçok ülkede bazen atık sular arıtılıyor ve su şebekesine tekrar veriliyor. ABD’de de atık su çok kullanılmaktadır, belki de ülkedeki depresyonun sebebi bu olabilir.

 

 

TÜKETİM VE İLGİLİ HÜKÜMLER

 

A-Yeme ve İçme:

Haram olan nesnelerin yenilmesi, içilmesi, satılması ve alınması haramdır. Hem kendileri, hem de içine fiziksel olarak karışan nesne de haramdır. Alkollü içki haramdır, necistir. Burada necaset sebebi sarhoşluktur. Sarhoşluğa sebep olan alkol sudan ayrılsa ve bu alkol başka bir sıvıya karışsa onu da necis hale getirir. Gazlı içeceklere, çikolatalara ve etlere karıştırılan alkol oranı az da olsa ve sarhoş etmese bile sedd-i zeria açısından necis ve haram kabul edilir.

 

B-Sağlık:

Sağlık sektöründe bazen alkol kullanılmaktadır. Ancak bu durum, İslâm’ın önceliklerinden biri olan hayatı korumak olarak değerlendirilir ve zaruret kapsamında kabul edilir. Eğer o ilacın veya tedavi şeklinin başka alternatifi (çaresi) yoksa ihtiyaç kadar alınır/kullanılır.

 

C-Kozmetik:

Kozmetik ürünlerinde alkol bulunmaktadır. Bunları iki kısımda değerlendirmek gerekir: Etil alkol ve diğer alkol cinsleri.

1-Şampuanlarda benzil alkol olduğu için bu ürünler haram kapsamında değildir.

2-Kolonyada ise etil alkol vardır. Yasak olan alkol cinsi de budur.  Kolonyadaki Etanol, hacimce %70-%90 arasında değişebilir. Hacimce yüzde kaç etanol içerdiği kolonya şişesini üzerinde A° olarak belirtilir. Örneğin, 80° yazıyorsa, hacimce %80 etanol içeriyor, demektir. Bir yere veya uzva döküldüğü zaman bir süre sonra alkol buharlaşıp uçmaktadır. Bu açıdan bazı Hanefileri kolonya kullanmak caizdir, diyorlar. Alkolsüz kolonya da bulunmaktadır.[8]

 

 

İSTİHLAK TEORİLERİ

Uzun soluklu incelemelerimiz sonucunda oluşan üç istihlâk teorisi şunlardır:

1-     İstihlâk, fiziksel bir değişimdir. Helali haram, haramı helal hale getirmez.

2-     Haram olan nesne, içindeki sebep/illet alınırsa helal hale gelir. 

3-     Domuz ürünleri bu hükümlere tabi değildir.

 

 

SONUÇ

 

1-     Helal gıda konusunda fıkhî kuralları doğru ve dengeli işletmek gerekir. Umumun maslahatı ile dini sınırları birlikte değerlendirilmelidir.

2-     Necasetin fiziksel karışımı (istihlâk) ile temiz madde necis hale gelir.  

3-      Çoğunluğa göre içki necis maddelerdendir. Necis olma sebebi içindeki sarhoşluk verici maddedir ki o da etil alkoldür. Bu sebeple haram kılınmış ve alkollü içki denilmiştir.

4-      Gazlı içeceklerde esansın çözülmesi için katılan az miktardaki etil alkol fiziksel olarak kaldığı için söz konusu içecekler yasak veya şüpheli kapsamına girmektedir. Bir hadiste geçtiği gibi, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa dinini korumuş olur.

5-     Meşrubatlardaki alkolün az olması hükmü değiştirmez. Çünkü çoğu haram olan nesnenin azı da haramdır. Ayıca içine necaset karışan çok su (havz-ı kebir) fetvası, burada işletilmez. Çünkü o zaruret kapsamında verilmiştir. Ama keyfi olarak sürekli necaset karıştırılması durumunda sıvının renk, koku veya tadından birisi değişmese bile necis kabul edilir.

6-       İçki ile yıkanmış etler pişirilmekle/kızartılmakla temiz hale gelmez. Çünkü etin içine işleyen içkinin pişirilmekle izale olmadığı bilimsel olarak tespit edilmiştir.

7-      Sulu yolum tavuk konusundaki necis su, tavuğun sadece derisine işler, etine geçmez. Bu sebeple sadece derisinin yenmemesi tavsiye edilir. En sağlıklısı kuru yolumdur.

8-      Sıcak ortamda bekleyen bazı içeceklerde alkol oranı hızla yükselir. Boza ve kefirde olduğu gibi. Söz konusu içeceklerin soğuk ortamlarda korunması ve açıldığında birkaç gün içinde tüketilmesi tavsiye edilir.

9-      Necis süt; yoğaltım (yoğurt), seyreltim (ayran) veya pıhtılaşma (peynir olma) yoluyla temiz hale gelmez.

10-   İçine necaset düşen sıvılar; her seferinde 1/5 oranında su koyularak üç kere kaynatmakla temiz hale gelir.

11-   Peynir mayasında kullanılan şirden ölmüş hayvanlardan da alınabilir. Domuz ve yırtıcı hayvanlar bu kapsamda değildir.

12-   Kolonyadaki alkol döküldüğü zaman uçucu olduğu için hüküm hafiflemektedir.

13-   İlaçlarda bulunan az miktardaki alkol zaruret kapsamında düşünülür.

14-   Kozmetiklerde genelde benzil alkol kullanılır. Yasaklanan alkol ise, etil alkoldür.

15-   İleri düzeyde arıtma ile su temiz hale gelir.

16-   Helal gıda çalışmaları ve toplantıları artırılmalı, tüketiciler ve üreticiler bilinçlendirilmelidir.

17-   Uluslar arası düzeyde yapılan çalışmalar takip edilmeli ve küresel bilinç oluşturulmalıdır.

 

(II. ULUSLARARSI HELAL GIDA KONGRESİNDE SUNULAN TEBLİĞ)



[1] Serahsi, Mebsut; VI/144 İmam Serahsi bu konuyu Muhtalid muttasılü’l-ecza (مختلط متصل الأجزاء) konusunda işlemiştir.


[2] Havz-ı Kebir (Büyük havuz): Hanefi alimlerine göre çok su demektir. 10 x 10 arşın (48 metre karelik) yüzeyi ve en azından 1 karışlık derinliği olan su topluluğudur.


[3]Şafii ve Hanbelilere göre ise İki kulle (1 varil) büyük havuzdur/çok sudur. Çünkü Peygamberimize sahrada bulunan ve yırtıcı olan-olmayan hayvanların içtikleri suların hükmü soruldu. Şöyle buyurdu: "Su 2 kulle (1 varil) olduğu zaman (çok su hükmündedir ve) pislik taşımaz.” (Ahmed, II/12, 23, 38; Ebû Davud, Tahâre, 33, (63-65); Tirmizi, Tahâre, 50, (67) Nesâi, Tahâre, 44, (52); İbn Mâce, Tahâre, 75, (517-518) (Bûsirî: Râvileri sikadır, dedi.) (1 kulle= 1 varil, 216 litre, yani 12 tenekedir.)

[4] Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av. M. Bülent Deniz, tarafından; Gazozların içeriğinde alkol olup olmadığının tespiti için Gebze’de bulunan TÜBITAK Marmara Araştırma Merkezi’ne başvurulmuştur. Orijinal ambalajı içinde teslim edilen 10 adet gazoz şişesinde bulunan sıvı için "IFFJ modifiye rebelin metodu,1983” yöntemiyle etil alkol analizi yaptırılmış ve bu sonuçlara ulaşılmıştır.

[5] Sahih. Bk. Müsned, IV/193, (17662), (Haccâc sebebiyle hasendir); İkinci rivayet; IV/193-194, (17666); Benzer rivayet için bk. IV/193, (17660). Buharı, Zebâih, 4; Müslim, Sayd, 8; Ebû Dâvûd, Sayd, 23. (2857); Et'ıme, 45, (3839); Tirmizi, Sayd, 1, (1464), (Tirmizî, hasen-sahih hükmünü belirttikten sonra, Ebû Sa'lebe'nin (ra) İsminin Cürsüm (Cürhüm) b. Nâşib veya Cürsüm (Cürhüm) b. Kays olabileceğini söyler.)


[6] Beyhaki, VI/38 (10985), (Çok zayıf)


[7] İbn Abdülber, Temhid, IV/150; Nevevi, Şerhu Sahihi Müslim, XIII/152; San’âni, Sübülü’s-selâm, I/51-52


[8] Örneğin, İzmirli kozmetik firması Mirayım; ‘Nivay’ markasıyla, Türkiye’de ve dünyada ilk kez alkolsüz limon kolonyası üretmiştir. Türk Patent Enstitüsü tarafından da tescillenerek koruma altına alınan buluş, alkole karşı alerjisi olan ve alkollü kolonya kullanmak istemeyenler için de alternatif bir ürün olarak rafl ardaki yerini almıştır.

Önceki Sayfa