KUR’ÂN’LA BULUŞMAK

KUR’ÂN’LA BULUŞMAK

(AMA NASIL?)

 

Rıfat ORAL

Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürlüğü

 

Kur'ân Allah'ın son kitabıdır ve misyonu dünyayı/hayatı değiştirmektir. Bütün kitaplar onun için, o da insan için vardır. İnsan yaşarken/ölmeden önce onu mutlaka okumak ve anlamak zorundadır. Bu bağlamda Kur’ân’la ilgili çalışmalar, özellikle mealler ve tefsirler hayatımızda önemli yer tutar. Çünkü mealler ve tefsirler Kur’ân’a açılan en önemli kapılardır.

Son yıllara kadar insanlar meal okumazdı. Çünkü mealler muhtasardı ve yanlış hüküm verilme riski vardı. Bu konuda ortaya çıkan (mealciler gibi) bazı menfi örnekler de bu düşünceyi kuvvetlendirdi. Günümüzde işe en çok satan ve okunan kitapların başında mealler gelmektedir. Görünen o ki korkulan gerçekleşmemiş, insanlar mealler yanında tefsir ve hadis kitaplarına da yönelmişlerdir. Ancak günümüzün en önemli problemi meallerden ve tefsirlerden istenen faydanın tam olarak elde edilmemesidir. Çünkü Kur'an alışılmış diğer kitaplara benzemez. Onun farklı bir dizaynı ve tertibi vardır. Eğer dikkatli ve metodik okunmaz ise istenen fayda tam elde edilmez. Meal okuma ile ilgili metodolojik kitapların ve çalışmaların sayısı maalesef çok azdır, hatta yok gibidir. Bu konuda yazılan eserlerin okunması gerekir.

Günümüzde "Kur'an Yılı" olarak belirlenen dönemler, insanımızın Kur'an'dan uzak yaşamasının sancısı ile düzenlenmiş organizelerdir. Aslında on beş asırlık süreç "Kur'an Çağı"dır ve kıyamete kadar da devam edecektir. Kur'an her dönemde tek başına ayaktadır ve mücadelesini sürdürmektedir. Yapmamız gereken şey, Kur'an okumalarına devam etmek ve belli bir disiplin içinde düşünce sistemimizi oluşturmaktır. Değişimin hayal olmadığını gösteren tarihi gerçek yada tecrübe şudur: Hz. Muhammed'e Peygamberlik görevi verildiği zaman elinde Kur'ân ayetlerinden başka bir şey yoktu. Yalnızdı ve ulaşabildiği insanlara İslâm'ı anlatmak zorundaydı. Onun görevi tebliğdi, hidayet ise Allah'ın iradesindeydi. Kısa sürede Rasûlullah büyük başarılar elde etti. Erdemli bir toplum oluşturdu, o günkü süper güçlerle mücadele eden kuvvetli bir devlet kurdu. O vefat ettiğinde Müslümanlar, Arabistan dışındaki topraklara hakim olmaya başlamışlardı bile. Bir müddet sonra Afrika, Avrupa ve Asya kıtaları İslâm ile tanıştı. Müslümanlar dünyada önemli bir güç olduklarını ortaya koydular. Bu başarılar Kur'ân ile gerçekleşti. Çünkü Kur'ân, toplumları ve çağları değiştiren bir kitaptır.

Asr-ı Saadette Medine toplumunda göze çarpan en önemli konulardan birisi Kur’ân okuma ve anlama faaliyetinin yaygınlaşması, bu konuda adeta bir seferberliğin başlaması, bazı kadın ve erkek sahabilerin öğretim faaliyetiyle bizzat görevlendirilmesidir. Onların belli bir okuma programı vardı. Hz. Peygamber ve sahabe Kur’ân surelerini hiziplere ayırır ve bu şekilde her gün vird halinde okurlardı. Kur'ân-ı Kerim 30 cüzdür, her cüz 4 hiziptir. Buna göre bir hizip 5 sayfadır:

* Evs b. Huzeyfe anlattı:

"Sakif kabilesinden Müslüman olan bir heyetin içindeydim. Rasûlullah bize dedi ki: "Kur’ân’dan bir hizip (bölüm) kalmıştı, onu okumayı tamamlamadan çıkmayı istemedim (onun için biraz geciktim).” Sabah olunca Rasûlullah’ın sahabesine sorduk: "Siz Kur’ân’ı nasıl hiziplere (bölümlere) ayırıyorsunuz?" Onlar şöyle dedi: "Biz Kur’ân’ı üç sure, beş sure, yedi sure, dokuz sure, on bir sure, on üç sure şeklinde hiziplere (bölümlere) ayırıyoruz. Mufassal surelerin hizbi de Kâf suresinden başlayıp sonuna kadardır.""

Buna göre Kur’ân’a baktığımızda şu bölümleri görürüz:

-İlk üç sure: Bakara, Âl-i İmrân, Nisa sureleri,

-Beş sure: Mâide, En’âm, Âraf, Enfal, Berâe sureleri,

-Yedi sure: Yunus, Hûd, Yusuf, Ra’d, İbrahim, Hıcr, Nahl sureleri,

-Dokuz sure: Beni İsrâil (İsrâ), Kehf, Meryem, Tâhâ, Enbiya, Hac, Mü’minûn, Nur, Furkân sureleri,

-On bir sure: Tâsînler (Tasîn ile başlayan üç sure), Ankebût, Rum, Lokman, Secde, Ahzab, Sebe, Fatır, Yasin sureleri,

-On üç sure: Sâffât, Sâd, Zümer, Hâmim (Âl-i Hâmim), Muhammed, Feth, Hucurât sureleri,

-Mufassal sureler: Kâf suresinden Kur’ân’ın sonuna kadar.

Ayrıca Sahabe-i kiramın en önemli özelliği öğrendiği ve anladığı ayetleri başkalarına anlatmaktı. Hz. Osman ve İbn Mes’ûd gibi sahabilerin dediğine göre; onlar 10 ayet öğrenir, sonra onu yaşar ve başkalarına anlatır, sonra 10 ayet daha öğrenirlerdi. İşte sahabenin başarılı olmalarının sırrı budur. Biz de okuduğumuz ayetleri yaşamak zorundayız. Pratik hale gelmeyen bilgiler faydasızdır. Yaşama programı ile ilgili hayatımız değişecektir. Gündemimizde cihad, infak, zühd ve takva olacak, Hz. İbrahim, İsmail, Musa, İsa ve Muhammed'in (a.s) sesleri duyulacak, siretleri ve güzel yüzleri görülecektir. Kur'ân'a uygun bir hayat içimizde ve toplumumuzda yeniden Asr-ı saadet rüzgarları estirecektir. Taklidî Müslüman olmaktan çıkıp şuurlu Müslümanlar haline geleceğiz. 

Çağımızda maalesef Kur'ân’ı anlamak ve yaşamak için okuyanların sayısı azaldı. Kitabımız tozlu raflara terk edildi. Kur'ân kendisini anlayacak nesiller bekliyor. Onları Allah'ın izni ile başarıdan başarıya koşturacak. Dünya yeniden Kur'ân neslini, Kur'ân ise bizi bekliyor. Yapmamız gereken düzenli olarak Kur'an ve tefsir okumak, yaşamak ve başkalarına anlatmaktır. İsterseniz arkadaşlarınızIa birlikte haftada (veya on beş günde) bir, bir araya gelir ve belli bir program dahilinde Kur'an surelerini anlama çalışması yapabilirsiniz. Bunun için her kişi programa uygun şekilde her hafta belirlenen 20 sayfayı (1 cüzü) okur ve üzerinde düşünür. Sonra belirlenen gündeki oturumda/sohbette bir kişi tarafından tefsirdeki ilgili sayfalar özetlenir ve konular serbest olarak tartışılır, olgunlaştırılır. 30 haftada (2,5 senede) Kur’ân’ın tümü gözden geçmiş ve konuşulmuş olur. Bu okuma programına uygun olarak yaşama ve anlatma programları yapılır. Meselâ,

a-Her hafta, okunan yerden seçilen bir ayet (bir emir) yaşanır/tatbik edilir. Meselâ, infak ayeti okunduğunda o hafta infak haftası kabul edilip ihtiyaç sahiplerine infakta bulunulur. Bu program (haftalık olacak şekilde) periyodik olarak devam eder.

b-Her ay bir Peygamberin öne çıkan bir hasletini kazanma çalışması yapılır. Meselâ, Hz. Adem'in tövbesi, Hz. Nuh'un tevekkülü, Hz. İbrahim'in misafirperverliği, Hz. Eyüb'ün sabrı, Hz. Musa'nın kararlılığı, Hz. Davud'un çalışkanlığı, Hz. Süleyman'ın şükrü, Hz. İsa'nın müsamahakârlığı ve bütün bu hasletleri taşıyan Hz. Muhammed'in mükemmelliği…gibi.

Bu özel sayı size Kur'an’ı anlama ve bütüncül olarak kavramada yeni bir ufuk açacaktır. Kur’ân’la ilgili çalışmalar, kavramlar, evrensel boyut ve tarihi içeriği ile ilgili konular size bir buket halinde sunulmaktadır. Yeni bir özel sayıda buluşmak üzere.

(DİNİ İHTİSAS DERGİSİ-3. sayı)

 

Önceki Sayfa