İSLAM HUKÛKU AKİT TEORİSİ


* İSLAM HUKÛKU AKİT TEORİSİ

"Ey İman edenler! Sözleşmelere uyun."1

GİRİŞ:

Alışveriş bölümüne başlamadan önce konuyu daha iyi anlamak için akit (sözleşme) kavramı ve ilgili konuları özetlemek faydalı olacağı düşünülerek böyle bir giriş yapıldı.

Akit (اﻟﻌﻘﺪ) kelime olarak; bir şeyi bağlamak yada düğümlemek, demektir.2 Hukukta ise, iki tarafın hukûkî bir sonuç elde etmek için irade beyanında bulunmaları ve anlaşmaları, anlamına gelir.3

İnsan sosyal bir varlıktır. Tek başına yaşaması mümkün değildir veya çok zordur. Bu nedenle yeryüzünü ve içindekileri başkaları ile paylaşmak zorundadır. Toplumsal paylaşımın adil ve dengeli olabilmesi için bir takım hukûkî düzenlemeler gerekir. Hak ve menfaatleri korumak için gönderilen İslâm dini bu bağlamda çeşitli düzenlemeler getirmiştir.

 

İRADE BEYANI

Akit, iki tarafın irade beyanıdır. İradenin ortaya çıkması icab (teklif) ve kabul ile olur. İcab, müşteri yada satıcının bir teklifte bulunmasıdır. Kabul ise, diğer tarafın buna uygun cevap vermesi ve onaylamasıdır. Hanefi mezhebine göre icab ve kabul akdin rüknüdür. Cumhura göre, akdin in'ıkad (kurulum) şartlarına dahildir. İki mezhebin farklı anlaması sonucu değiştirmemektedir. Çünkü bir akitte icab ve kabulden birisi olmaz ise o akit, iki tarafa göre de batıldır.

Ticari akitlerde irade beyanı yanında tarafların rızası da olmalıdır. Çünkü insanlar irade beyanını rıza veya ikrah (zorlama/dayatma) ile yaparlar. İkrah ile yapılan ticari akitler bütün alimlere göre geçersizdir. Çünkü Allah Teâlâ ticarî kazancın helal olabilmesi için tarafların rızasını şart koşmuştur:

 

"ﻳﺎأﻳﻬﺎ اﻟﺬﻳﻦ آﻣﻨﻮا ﻻ ﺗﺄﻛﻠﻮا أﻣﻮاﻟﻜﻢ ﺑﻴﻨﻜﻢ ﺑﺎﻟﺒﺎﻃﻞ إﻻ أن ﺗﻜﻮن ﺗﺠﺎرة ﻋﻦ ﺗﺮاض ﻣﻨﻜﻢ وﻻ ﺗﻘﺘﻠﻮا أﻧﻔﺴﻜﻢ إن اﷲ

ﻛﺎن ﺑﻜﻢ رﺣﻴﻤﺎ"

"Ey İman edenler! Karşılıklı rızaya dayalı ticaret olmaksızın birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin ve birbirinizin canına kıymayın. Allah size karşı çokmerhametlidir."4

§Rızayı bozan/zedeleyen bazı sebepler vardır: Hata, kandırma ve ikrah gibi…

1- Hata (اﻟﻐﻠﻂ): Taraf olan kişi yada kişilerin olmayan bir şeyi varlığını vehm etmeleri yada

zannetmeleridir; A kalite olarak alınan bir malın B kalite çıkması gibi…

2- Kandırmak (اﳋﻼﺑﺔ): Taraflardan birinin diğerini yanlış beyan ile razı etmesidir. Kandırmak dört şekilde olur:

a- Hıyanet (اﳋﻴﺎﻧﺔ): Güvene dayalı akitlerde yalan beyanda bulunmaktır. Murabaha satışında ilk fiat yada maliyetin gerçeğe uygun söylenmemesi gibi…

 

 

 

 

 

 

 

1 Maide 5/1

2 İbn Manzûr, Lisanü'l- Arab, III/296

3 Senhûrî, Masadirü'l-Hak, I/73; Mecelle'de ise akit; tarafeynin bir hususu iltizam ve taahhüt etmeleridir ki icap ve kabulün irtibatından ibarettir" şeklinde geçmektedir. Bk. Md.: 103

4 Nisa 4/29

 

 

 

b- Tenacüş (اﻟﺘﻨﺎﺟﺶ) : Müşteri kızıştırma olarak bilinen bu uygulama; birisinin alma niyeti olmadığı halde satış meclisinde bulunup gereksiz yere müşteriyi, satıcının dediği fiata teşvik edici tavır almasıdır.

c- Tağrir (اﻟﺘﻐﺮﻳﺮ) : Aldatma ve kandırma demektir. İki şekilde olur :

- Sonucu belirsiz yada kapalı bir şey üzerinde akit yapmak. Mesela; elindeki balığın denize veya kuşun havaya bırakılması, sonra da onların satılması yada yeni doğacak bir yavrunun satılması gibi. Buna "ğarar" denir.

-Yalan beyan ile karşı tarafı akit yapmaya razı etmektir. İki durumda olur: Fiatta kandırma (bu daha fazla eder demek gibi..) yada vasıfta kandırma (iyi malları üste koyup kötüleri altta gizlemek gibi..) Bu gibi durumlarda gabn-i fahiş (aşırı aldanma) olursa akit fesh edilebilir. Aşırı aldanmanın tespiti; bilirkişi, hakem ya da hakim ile olur. Klasik fıkıh kitaplarında ictihadî bazı ölçüler konulmuştur. Mesela, Hanefi kaynaklarında; gayr-i menkulde 1/20, hayvanlarda 1/10 ve diğer mallarda 1/5'den fazla aldanmalar gabn-i fahiş olarak değerlendirilir.

d-Tedlisü'l-ayb (اﻟﻌﻴﺐ ﺗﺪﻟﻴﺲ) : Akit sırasında satıcının maldaki gizli bir ayıbı söylememesidir. Söz konusu ayıp daha sonra ortaya çıkarsa müşterinin malı (ayıp muhayyerliği sebebiyle) geri verme hakkı vardır. Ayrıca tedlis; malı üstün gösterme şeklinde de olabilir.

3- İkrah (اﻹﻛﺮاﻩ) : Bir insanı istemediği bir şeyi yapmaya yada seçmeye zorlamaktır. İkrah-ı mülci (can ve mal tehdidi) cinsinden zorlamalarla yapılan akitler geçersizdir.5

4- Alay ve şaka (اﳍﺰل) : Ciddi hareketin zıddı alay ve şakadır. Böyle bir akit rıza unsuru olmadığı için geçersizdir. (Şakadan) bunu satıyorum demek gibi… O kişinin niyeti kendi açıklaması yada gülme/ kahkaha gibi halin delâleti ile anlaşılır. Ancak Hanefi mezhebine göre nikah,talâk, ric'at (ric'î talak iddetinde karısına dönüş) ve îtak (köle azadı) gibi bazı akit yada fesihler de rıza şartı yoktur: Onlara göre bu 4 akit hezl (alaya alma ve şaka) ile yapılacak olsa geçerlidir ve bağlayıcıdır. Cumhura göre ise bunlarda da diğer akitlerde olduğu gibi rıza unsuru şarttır. İstisna olarak söz konusu 4 akitte hezl (alaya alma ve şaka) ile akit geçerli ve bağlayıcı olur. Çünkü bu konuda Hz. Peygamber'den gelen bir hadis vardır: Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Üç şey var ki ciddisi de ciddidir, şakası da ciddidir: Nikah, talak (boşama) ve ric'at (ric'î talak iddetinde karısına dönüş)."6

Bazı rivâyetlerde ise; " …Nikah, talak (boşama) ve itak (köle azadı)" şeklinde gelmektedir.7

AKDİN İN'IKAD (KURULUM) ŞARTLARI

Bir akdin geçerli olması için aşağıdaki unsurların bulunması gerekir. Bunlardan birinin bulunmaması durumunda bütün alimlere göre akit batıl olur. Bu unsurlar şunlardır:

1- Taraflar (اﻟﻌﺎﻗﺪان) : Akit yapan tarafların eda ehliyeti olmalıdır. Daha açık bir tabir ile taraflar ticari tasarruflara katılma yaşında olmalıdırlar. Bu açıdan eda ehliyeti iki kısımdır:

a- Noksan eda ehliyeti: Yedi yaşından rüşd çağına kadar her çocuğun bazı tasarruflara katılma hakkı vardır. Ancak bu durum velisi yada kanuni temsilcisinin izni ile olur.

b- Kâmil eda ehliyeti : Bulûğ çağından sonra ölünceye kadar her insanın (ehliyetini zedeleyecek bir durum olmadığı sürece) tüm tasarruflara katılma hürriyeti vardır. Ehliyeti zedeleyen arızalar semavî ve kesbî olarak iki kısımda Fıkıh Usûlü kitaplarında işlenmiştir .

2-İcab ve kabul uygunluğu: Akdin gerçekleşebilmesi icab ve kabul uygunluğuna bağlıdır. Mesela, şu kitabı 200 TL'ye sattım, teklifine karşı tarafın 150 TL'ye aldım sözü kabul anlamına

 

 

 

 

5 Mecelle, Md.: 948

6 Ebû Davud, Talak 9 (2194), (Elbani: Hasen); Tirmizi, Talak 9 (1184), (Hasen garib)

7 Bk. Ubade b. Samit'ten: Haris, Müsned, I/555 (503); Ayrıca bu konuda gelen sahabe ve tabiûn kavilleri:

* Hz. Ömer'den, Abdürrezzak, VI/134 (10248)

* Ebu'd-Derda, Abdürrezzak, VI/133 (10245)

* Said b. Müseyyeb'den, Malik, (1144)

 

 

 

gelmez, bilakis yeni bir icabdır (tekliftir). Diğer taraf tamam 150 YTL. Olsun derse kabul meydana gelmiş olur. İcab ve kabul bu şekilde birbirine uygun olur. İki taraf anlaşamadan kalkıp giderlerse konuşulanlar tarafları bağlamaz.

3- Akit meclisi: Meclis; tarafların bulunduğu yada iki iradenin birleştiği yerdir veya zamandır. Taraflardan birisi meclisten ayrılmadığı sürece diğer tarafın teklifi düşünme hakkı vardır. Hanefi mezhebine göre bir mecliste yapılan icabı (teklifi) diğer taraf kabul etmişse artık meclisin hükmü kalmamıştır, akit taraflar için bağlayıcı hale gelir.

4- Akdin konusu: Sözleşmeye konu olan mal yada menfaattir (emek yada hizmettir). Akdin konusu satış akdinde mal, kirada menfaat, rehinde merhûn mal, hibede bağışlanan nesne ve kefalette de zimmetteki ortak borçtur.

§Satışa konu olan malda bazı şartlar bulunmalıdır:

a- Memlûk olmalı (Özel mülk olmalı. Mübah mallar mülk olmadan satılmaz)

b- Mütekavvim (Hukuken değerli olmalı, telefi anında tazmini gereken mallar gibi. Haram olan nesneler mütekavvim değildir.)

c- Mâlûm (Bilinmeyen veya ortada olmayan (madûm) satılamaz. Bundan selem (sipariş) akdi müstesnadır. Onunla ilgili şartlar fıkıh kitaplarında zikredilmiştir.)

d- Teslimi mümkün olmalıdır.

Bu şartlardan birisi eksik olduğunda akit batıldır, hukûki geçerliliği yoktur. Mal diğer tarafın elinde ise emanet hükmündedir.

AKDİN SIHHAT ŞARTLARI:

Akdin sahih olması için bazı şartlar vardır. Bu şartlardan birisi bulunmadığında akit; Hanefilere göre fasit, cumhura göre ise batıl olur. Batıl akit olması durumunda hukûki bir geçerliliği yoktur. Mal diğer tarafın elinde emanet hükmündedir. Fasit olması kabul edilirse, bu takdirde akit geçerlidir. Ancak ödenmesi gereken bedel, pazarlık fiatı (semen-i müsemma) değil de malın kıymeti (piyasa değeri)dir. Ayrıca tarafların tek taraflı olarak akdi fesh etme yetkileri vardır. Akiddeki fesat sebebi nasla sabit olmuş bir haram ise tarafların akdi fesh etmesi farzdır, değilse günahkâr olurlar. Mesela, faiz akitleri Hanefilere göre fasit, cumhura göre ise batıldır. Her iki mezhebe göre de fesh edilmesi gerekir, farzdır.

§Akdin sıhhat şartları iki kısma ayrılır:

1-Genel şartlar: Bütün akitlerde bulunması gerek sıhhat şartları şunlardır a-Semenin (akit bedelinin), malum (belli) olması,

b- Peşin akitlerde vade konulmaması,

c- Akit sırasında fasit bir şart koşulmaması,

d- Akdi fasit kılan sebeplerden birisinin bulunmaması (garar ve zarar unsurları gibi… 2- Özel şartlar: Bazı akitlerde yapıları gereği bulunması gereken özel şartlar şunlardır:

a- Vadeli akitlerde sürenin bilinmesi,

b- Kârına, zararına veya maliyetine satış şeklinde konuşulan bir akitte alış fiatı yada maliyeti doğru söylenmeli,

c- Sarf akdinde bedeller peşin verilmelidir.

d-Selem'de para peşin, mal veresiye olmalıdır. İki bedelin de veresiye olması durumunda satış akitleri geçersiz olur.

e- Misli malların birbirleriyle takasında faize düşülmemeli. Takas edilecek misli malların ikisi de aynı cins olursa takas peşin ve eşit olmalı. Bu mallar farklı cinsler ise peşin olması şartıyla birisinin miktarı fazla olabilir. Mesela, 50 ölçek buğday, ancak 50 ölçek buğday ile takas edilir. Fazlası faizdir. Ama peşin olması şartıyla 50 ölçek buğday 27 ölçek arpa ile takas edilebilir. Ayrıca bu tür takaslarda kalite farkına bakılmaz.

 

 

 

İslâm; paraların ve misli malların takasını oldukça dar bir tasarruf alanına hapsetmiştir. Çünkü para satışı ile uğraşan bir toplumda mali piyasa şişer, ticaret ve üretim piyasası küçülür. Kapitalist ekonomilerin en büyük handikabı budur. Ticaret ve üretim piyasası mali piyasanın acımasız kollarına bırakılmıştır. İslâm ise ticaret ve üretim piyasasına daha çok önem vermiş, mali piyasanın fazla büyümesine izin vermemiştir. Takas ekonomisinden para ekonomisine geçişi hızlandırmak için misli malların takası da zorlaştırılmıştır. Peygamberimiz Medine'ye geldiğinde insanların misli mallar ile takas yaptığını görünce peşinlik ve aynı cins olma durumunda eşitlik şartı da koşmuştur. Bu uygulaması ile insanları mal ile mal takasından para ile mal alışverişine yönlendirmek istemiştir.

f- Mallar teslim alınmadan bir başkasına satılmamalıdır. 8

 

 

 

 

 

8 Bu makale için bk. Rıfat Oral, Buluğu'l-Meram Şerhi, Esra, Konya, 2012, Cilt, II, S. 244-251

Önceki Sayfa